Posted by : B.Derya Kasım 29, 2011


Akşam üstü saatlerinde Prag’a beni götürecek otobüse binmek için garaj gittim. Otobüsün kalkmasına baya bir vakit vardı. Öyle kendimce takılmaya başladım. Müzik dinledim ne biliyim kitap flan okudum. Sigara içmek için bi ara dışarı çıktım. Sigarayı hazırladım malum burada tobacco( kendin sarıp hazırlıon sigarayı-ucuz bu yüzden) içmeye başladım. Ya içiom böyle kafam bi hoş oldu. Bi baş dönmesi falan. Sonra öğlen içerken gene aynı duyguyu hissetmiştim. O geldi aklıma. Alla alla diom neden böle kafa yapıo bende bu. Laaan o sarı çocuk tobaccom dan alırken bişi koydu kesin. Tranam tranam… (gerilim müziği) ... Flaş! Flaş! Flaş! Saf genç kız Macaristan Çek cumhuriyeti sınırında, pasaport kontrolü sırasında tobacco paketinin içindeki marihuana ile yakalandı. Dırım dırım… Sınırdaki polis karakolundan, pis Macar hapishanelerine; ordan ablamın beni kurtarmak için başlattığı kampanyaya kadar felaket senaryomu bir güzel kurguladım. Yok diom, çocuğun işi gücü mü yok neden yapsın böle bişi? Manyak mı???. O sırada garajın güvenlik görevlisiyle göz göze gelmem eksikti bir. Laa anladı bu şişkooo… Tam kapıdan geçerken "pardon bağyan çantanızı aramamız gerekiyor" falan diycek. Yok yenemiyorum paranoyamı. Tuvalete gittim daha 3 günlük tobaccomu garaj tuvaletinin çöp kutusunu bırakarak çıktım. İçimde rahatlamamdan ziyade, paranoyak bir manyak olduğumu bir kez daha hissetmenin ezikliği… Ama biliyorum kendimi, o paketle binsem o otobüse… İmkanı yok geçmez o yol… 5 saniyede onları kuran bu zihin 13 sezonluk gerilim dizisi yapar Budapeşte-Prag yolunda…
tütün içmek genç yaşta öldürür. evet öğrendim...


Neyse efem Karşıyaka her yerde… Garajda kendi arlarında Türkçe konusaan bir grup genç… usulca yanaştım ve merhaba dedim. Krakow da başka bir ab projesinde yer alan 4-5 üniversite öğrencisi. 2 tanesi Karşıyakalı… vay hemşerim diye sarılmamalar. Hostel mecarası ve akafa göz yarma denemesi sonucunda Budapeşte “uzmanı” oln benden gençlere tavsiyeler falan. Haritamı falan verdim. Yol tarif ettim. Otobüs saatim geldi. Hadi gençler yolunuz açık olsun…

Yaklaşık 6 saat süren bir yolsan sonra Pragdayım. Prag derken henüz garajdayım. Bu arada Orangeways ile gidip geldim Prag’a. 10 numara temiz firma. Bi tek b işi anlamadım. Prag’a girdiğimiz sırada tüm gece gelmeyen çişim… Hade yalan olamasın. Azcık gelmişti de garajda sağda solda para vermeyim diye tuvalete gidiyim dedim. Macar hostes- ki bu manken kıvamında pek hoş bir kız oluyor. Tuvalet koluna arsızcasına yapışmış açmaya çalışırken bana. “Tuvleti kilitledik. Çünkü şehre girdik” dedi. Ben ok. dedim. Dedim demesine de bi bok anlamdım ya. Bunların tuvaleti de trenler gibi mi? Böle yapıon pıt pıt yola düşüyor hani… nası ya? Yollar boktan geçilmez sanki o zaman. He değilse neden şehirde yapamıyon.. bi bok anlmadım


Hee nerde kalmıştık. Garaja geldim. Gene metroya binmem lazım merkeze gitmek için. Üç buçuk atıom böle alam diom lütfen o yürüyen merdivenlerden olmsın. Hani 1500 basamak olsa gene incem çıkcam sırf o merdivenleri kullanmamak için… neyse bunların ki budapeştedeki kdr korkunç değil. Hostelin bulunduğu durakta indim. Her şeye hakimim google maps, adres her şey var 5 dakikada hosteldeyim efem öyle olmuyor işte. İstasyon dibindeki o hostel 40 dakkaya kdar araancak illa. O uykusuzlukl o çanta iyice bir taş olacak. Yürünemeyecek illa. Neyse bulamamam tek bir işe yarada. Yurttan ayrılışımdan beri hiç sıck nescafe içememiştim(lanet olsun sizin cafe lattenize) onu içtim bi de acaip lezzetli b işi yedim adını bilmediğim. Ha arada annem aradı bi ayr yedim ondan. Arıom arıyom ulşamıom. Nerdesin niye aradığımı görüp dönmüon diye… bilmio tbi ne yaşadığımı gezgin olabilmek uğruna… fıyyy anlatırken gene yoruldum. Neyse hosteli bulduk. Saat 9 falan. Check in saati 12. ayy dedim acındırcam kendimi gircem ben bu hostele. Neyse çaldım kapıyı. En yavru kedi pozumu takılıp durumu anlattım. Neyse odamı hemen hazırlayacklarını söyleyip. Yok efem kahve yok efem böle bi marmelatlı b işiler. Hmmm sevdim bu hosteli. Adamların hosteli bu sefer bir apartman dairesi değil bütün apartman. Benim odamda bu dairelerin birinde. Evet oooo tek başıma kalıyorum. Kıçım kadar oda kral dairesi gözümde….

Budapeşte mi güzel prag mı? Bana kalırsa Budapeşte arka sıralarda oturan, çok şey bilen ama derste parmağını kaldırmaya cesaret demeyen güzelliği eski püskü kıyafetlerle gölgelenmiş fakir, ezik ama bir o kadar da bilgili ve güzel memur cocuğu. Prag ise alabildiğine şımarık, güzelliğinin farkında ve bunu arsızca gözünüze sokan fabrikatörün tek kızı… evet ikisi de güzel ama burcu her zaman ezilenin yanında…

Prag’da artık gezmekten ne hale gelip, nasıl garip bir şekil aldıysam başıma iki garip olay geldi. Sanırım 2. günümdeydi… Akşam üstü saatlerinde Old Town civarında aval aval gezinirken. Kızın biri yanıma yanaştı. Sesizce:

Kız- excuse me. Bla bla bl…
B- sorry??
k-Lady, do you want marijuana,hashish or cocain??
B- yok istemez. Thank you, thank you...
tipim böyleydi-normal sanki


Hızla uzaklaştım tabi… Artık nasıl bir tipsem torbacılar falan yanaşır hale gelmiş. Tabi aynı gün akşam saatlerinde yaşanan olay bu torbacı olayından sonra beni şaşırtmadı. Nehir kıyısından yavaşça hostelime giderken 3 metre kadar önümde yürüyen bir aile fark ettim. Anne baba ve 20lerinde bir kız. Nehir kenarı ıssızdı, bunlardan zarar gelmez deyip onlara yakın yürümeye başladım. Yav o da ne? kıllandı bunlar benden, b işi yapıcam sandılar, artık bir it bir uğursuz tipi olmuş yüzümde eminim. Adımlarını sıkılaştırıp arayı açmaya çalışıyolar. Arada da ters ters bakıyorlar. Neyse dedim tövbe tövbe. İlerde nehrin karşı kıyısında havai fişek gösterisi başladı. Bunlar ilerde durdu. Ben de insanım it kılıklı olsam da ben de istiom izlemek… durdum haliyle.. izlemeye başladım. Yaa bunlar deliye bağladı iyice. Cık cık yapıp pis pis bakıp yürümeye başladılar. Manyklar ulan 3 kişisiniz küçükcük (!) ben napcam. Ben de yürümeye bşladım. Ehehheh snırım eğlenmeye başlıyorum. Bunlar triplerde. Neyse otelin olduğu sokağa geldim de dönmem gerekti. Yoksa daha takip ederdim ben bunları… Hele bi bana yakın olsunlar…

Leave a Reply

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

- Copyright © Patlantisten Gelen - Hatsune Miku - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -