Posted by : B.Derya Kasım 26, 2011


 Yeni hostele yerleştikten sonra tüm gün şehri turladım. Hava karardı. Tüm gün tabanvay haliyle yorucu. Bi de yalnızım Tuna çevresinde biraz fotoğraf çekip, hostele dönmek niyetim. Biraz fotoğraf çektikten sonra, kameramı çantasına koyup, yürümeye başladım nehir kenarında. Ağzım açık aval aval gezerken bir şeyin adım atmama engel olduğunu fark ettim. Fark ettiğim sırada düşüş pozisyonuna geçmiştim. Her şey çok hızlı gelişti derler ya, tam tersine her şey ağır çekimde oldu. Adım atamıyorum, vücudum öne doğru gidiyor, laaaaa düşüom ben ya… yerdeyim… bacaklarım. Özellikle sğ dirseğim çok acıyor. Karşıdan gelen 3 çocuk, düştüğümü görüp koşarak yanıma geldiler. Nasılsın yardım ister misin diye sordular. Ağzımdan sadece ühühühühü çıktı. Bildiğin zırlıyorum… neyse 1 dakika sürdü toparlandım. Teşekkür edip. Yoluma devam etmeye başladım… ama acıo bildiğin..  ağlıom da bi taraftan… kendimden başlayıp, şansıma kadar her şeye küfür ediyorum. Kolum başlamış kanamaya… hostele dönücem. Ahanda bir market. Bira alıyorum. İşte ben… 2 büyük bira şişesiyle hostele dönüyorum. Bir duşun ardından sakinleşsem de kolum acaip ağrıyor, ben her zaman ki kötümserliğimle “yok kırdım, yok neden geldim, yok burada bi bok gelse başıma ben ne bok yicem arıcak kimsem yok diye triplerdeyim. Bi yandan içiom tabi. Karşıda otelin biri var acık ışıklardan odları dikizliom değişik b işi olsa da eğlensem diye. İşte gene ben. Neyse odayı paylaştığım eleman geldi. İsviçreli mi İsveçli mi 20li yaşlarının başınd bir çocuk. Nasıldı günün dşiye sordu. Anlattım ben de acıklı hikayemi.. ben de antiseptik bir şeyler var dedi. Onu sürdüm. Çok yandı. Ama yarım saat içinde acım azalmıştı. İçtik sohbet ettik… değişik bir hikayesi var elemanın. liseyi bitirmiş.  Çocuk bakıcılığı yapıyormuş. Günün birinde zıçarım böle hayata deyip gezmeye başlamış.. güzel tabi.. neyse… diğer oda elemanları flan geldi… girdim uyudum yatağıma. Çabucak uyumuşum.

1 hafta sonraki hali
Sabah toplanıyorum. Eleman da toplanıyor. Yanıma geldi. Gece muhabbeti geçmişti. O sıralar italya’da tütün içmeye başlmıştım sigara pahalı olduğu için. Gece elemana istersen alabilirsin demiştim. Sbh eleman tütünü aldı. Neyse hayırlı yolculuklar hemşerim bilmem ne… ha bu kısmı neden anlattım böyle uzun. Birazdan anlayacaksın sevgili okuyucu (bacım yd arkadaşım)

Gün boyu gene dana boy gezdim. Gezdiğim yerler arsında beni en etkileyeni Terror Haza                                  (Terör Müzesi) idi. 2. dünya savaşında Naziler, komünist dönemde polis tarafından kullanılan binayı güzel bir müzeye dönüştürmüş.



 2. dünya savaşında Naziler, komünist dönemde polis tarafından kullanılan binayı güzel bir müzeye dönüştürmüş. Yakın tarih meraklıları için bulunmz nimet. Binada bir insanın ayakta zorlukla durabişleceği genişlikte hücreler, işkence ve infaz odaları, Sovyet ve nazi dönemine ait envai çeşit obje hatta meşhur Macar gizli servisi AVO ya ait siyah bir araba sizi bekliyor. Ki bu AVOnun gecenin bir vakti evlerinden aldıkları insanlardana bir daha haber alınmazmış. Belki de durakları bu binaydı bir zamanlar.(ki bu gözaltında kaybolma olayı maalesef beni hiç etkilemedi…) neyse binanın her yanı bu binaya giren ve bir daha çıkamayan insanların fotoğrflrıyla dolu. Macarların ne kdar acı bir tarihe sahip olduğunu daha iyi anlamanızı sağlayan çok başarılı bir iş…




Leave a Reply

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

- Copyright © Patlantisten Gelen - Hatsune Miku - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -