Şu Otur(t)ma İzni



Vizemi alırken İtalya'ya giriş yaptıktan sonra en geç 1 hafta içinde polise gitmem gerektiğini biliyordum. Şöyle bi gitcem polislere bir "ciao" çakcam işimi halletcem sanıyordum. Ne saflık... Cuma geldim ilk olarak Pazartesi koyduğumun polis merkezine gittik İlaria ile. İlaria için bir parantez açmak istiyorum tam burda. İlaria benim yaşlarımda bir Legambiente gönüllüsü. Franco onun için Legambiente'nin bir sonraki başkanı diyor. Çok ama çok iyi biri. Her konuda yardımcı olan, her sorunuma koşan harika bir direktör. Neyse gittik herifçioğulları anlattı bir şeyler. Tabi ben bi yarak anlamadım. İlaria açıkladı. Kısa bir özetle başka bir yere birkaç gün sonra gitmem gerekiyordu. Fakat İlaria'nın dersi vardı vardı ve ben önce Legambiente'nin ofisini bulmak, orda gram ingilizce bilmeyen Massimo'yla buluşmak, sonra tonton Massimo ile Questura ya gitmem gerekiyordu. Şehre şöyle bir kafamı kaldırıp bakamadan sanki her şey yeterince zor değilmiş gibi elimde harita o bina senin bu bina benim defalarca gittim geldim. En sonunda bana 1 ay sonra sat "9.14"e randevu verdiler. 15 değil buçuk değil. Aman dedim "Siktir et 1 ay sonra bir gitcem herşey bitcek.".

1 ay sonra sabahın köründe İlariacımla çıktık yola. Vardık sıçtığımın Questurasına. 1 saatten fazla dışarda "ayakta" bekletildikten sonra içeri alındık. İçerisi derken bir oda-salon gibi bir yer kıçım kadar afedersin. Bi sürü "göç etmeye çalışan" gariban çinli, hintli ne bileyim afro-amerikalıyla 6 saat boyunca ayakta aç susuz bekledik. Ha bu arada bizi içeri alıp kapıyı da üzerimizden kitlediler. Arada Marta ve Kristiana gelip pencereden bize sandviç ve elma falan fırlattı. Şaka değil. Arada çıkar bi gerizekalı italyan polisimsi bok bağırır "çizginin arkasına geçin" diye. Garibim kimsenin çıtı çıkmaz. Herkse korku içinde. Sanki İtalya değil Sierra Leone. Ya gelmek için o kadar zorluk çekmesem döncem geriye yeminle ya. Bu ne ulan. Sıçtığımın Pratosu. İzmir'in yakınına bile gelemez. Benim bir ailem bir hayatım var. İşimi yapıp döncem. Merkalısı değilim senin pokuma benzeyen şehrinin. Hayır ama Tüksün ya potansiye mültecisin amına koyduğumun ülkesinde. Bu nedir ya? Al kıçına sok o çizmeyi komple adalarıyla falan.

Sıra bize geldi sonunda başladı İlaria söylenmeye "Arkadaş bizim davetlimiz aynı zaman da Bürüksel'in davetlisi. Bu bir AB projesi. Ne biçim iş bu falan da filan da..." Sarı karı hemen bşladı işlerimiz yapmaya. Parmak izimi aldılar. Lan zaten verdik ya pasaport alırken. Tüm bilgilerim zaten kayıtlı. Böyle orta parmak için iz verirken gülüoz artık İlaria ile sinerler komple laçka. "OOOO bu iyi geldi" gibisinden. Karı demez mi Pazartesi gene gelcen parmak izi için". "Lan" dedim "Şaka mısınız siz ya verdik ya. Mutant mıyım ben her gün parmak izim değişsin? " . Yok efem kural öyleymiş. "Sokam dedim sana da, ülkene de..." Gittik Pazartesi. Leo geldi bu sefer ben yalnız gitmeyim diye saolsun. İlginç ama bu sefer beklemedik. Verdim mutant parmaklarımın izini gözümün saçımın rengini falan yazdılar. Kasımda nete girip izin için kartımın gelip gelmediğini kontrol etmem gerekiyor. Kasım demek en erken Aralık'da gelicek demek. Ocak'da zaten evimdeyim. Alır o kartı yerim artık bir parça mozzeralla ile. Allah belanızı versin. Gelmeyin la tatile vize isteyen ülkelere. İtalya'ya EVS falan yapmaya da gelmeyin, okumaya da. Ben bilseydim başıma gelcekleri nah gelirdim. Ayy sinir oldum gene yazarken ulan.

Yorumlar

Popüler Yayınlar