Roma-Firenze Firenze-Prato

"Yaklaşık 2 saat süren uçuşumuz sona erdi. Lütfen zıçtıımın pasaport kontrolüne gidiniz"



Evet pek güzel İzmir Adnan Menderes ve çok hoş Sabiha Gökçen'den sora pokuma benzeyen Roma Havaalanındayım. Ve Bostanlı pazarından beter bir yerde "2 teleye bülüz" almak için değil, zıçtığımın pasaport kotrolü için bu kalabalıktayım.

Adamlar deli gibi turist aldıklarından sanırım inen dana boy 2 uçak için sadece 1 gişe açtılar. Böyle 1 saate yakın bekledim. Tabi ki küfrederek. Pasaportçu başı damgamı bastıktan sonra havaalanının diğer ucundan çıkan bagajımı bulmak için epey uğraştım. Alladan kıçım kadar... Büyük olsa napardım acaba :) En sonunda buldum. Ceset bavulum ve diğer bavulum. Hmmm küçük olanı almak sorun değil. İlk turda alabildim de, diğereni almak için 3 tur geçmesini bekledim. Elimi şöyle mi atsam alabilirim böyle mi atsam çekebilrim diye baya bi hesaplama yaptım. Eveeet bavullarım da elimde. Haaa peki bu siktiğimin alanından bu kadar eşyayla nasıl giderim ki ben trenle Roma'ya?? Oturup bir köşeye ceset bavulu açtım. El bagajımı bavullara bir şekilde tıktım işte. Artık 1 adet yerinden kıpırdatılması namümkün tekerlekli bavul, bir omuz çürüten bavul, bir de sırt çantam. Roma bekle beni geliyorum. Tabi tren istasyonunu bulabilirsem...

Tren istasyonunu bulmak zor olmadı ama o eşyalaarla ulaşmak pek kolay olmadı. Aldım biletimi. Okuttum sarı  zımbırtıya. Başladım kara kara trene nasıl binicem diye düşünmeye. Tren geldi ulan biri de mi yardım etmez. Böyle üflüyorlar "hadi bin artık" dercesine. Ikına ıkına bindim bir şekilde. Tam olarak ben de bilemiyorum nası bindim valla. Tabi kompartmana geçemedim. Arada öle bekledim bavullarımla kurbanlık koyun gibi.

Sonunda 2. dünya savaşından kalma trenimizle Roma'ya vardık.Salak kızımız "hee şurda incem bileti alcam" diye düşünse de, acı gerçekler karşısında onun da yapacak hiç bir şeyi yoktu... Ulan nerde bu bilet gişeleri??? Hee inerken gene hiç kimse yardım etmedi belirteyim. 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra başka bir katta olan bilet gişelerine ulaştım. Ne asansör çalışır ne bir taşıma arabası var sıçtığımın istasyonunda... En sonunda bilet gişelerine ulaştım am nasıl bir kalabalık o öyle a.q. İmkansız o kalabalığa girebilme. O.çları sadece 1 gişe çalışıyor. Hmmm şurda makineler var. Hadi dedim verdim gazı ne kadar zor olabilir ki? Makine de bir uyarı yazısı: "Lütfen yankesicilere dikkat edin". Ulan ağlıcam la. Nası bir şehir bu makinelerinde bile yankesicilere dikkat diyor. Sarıldım böle çantama. Neyse makineyle anlaşmak koyduğumun insanlarıyla anlaşmaktan elbet daha kolay. Nerden bincen, nereye gitçen, kaç kişisin, 1. sınıf mısın, 2. mi?  Verdim cevaplarımı, kodum parayı aldım bileti.

Şimdi bu sıçtığımın treni hangi perondan kalkıo öğrenmek için ekrana bakıyorum. Bakıyorum, bakıyorum. Ulan listede Firenze yok. Tekrar bakıom, okuom. Laaaaaaaan nerde bu Firenze? Kitlendim kaldım. Ağlıcam. Galiba yapamıycam. Boyumdan büyük işlere kalkıştım  sanırım. Evime dönmek istiorum... Bi beş dakika bu düşüncelerle olduğum yerde kitlendim kaldım. Biraz sakinleşince birine sormam gerektiğine karar verdim. Peki kime? Herkes hızlı hızlı geçip gidiyor. Ekrana bakan yakışıklı bir adam gördüm. "Umarım İngilizce biliyordur" diye yanına yaklaştım. Çok şükür biliyordu. Bana treni buldu. Meğersem tren Milano'ya gidiyormuş. Ben Firenze'de incekmişim. Haaaa... Peki de trene kalmış sadece 8 dakika. Koşmaya çalışmak boşuna. İmkansız. Zar zor buldum kompartmanımı. OOO inanılmaz biri bana yardım etti. Bavullarımı çıkardık. Koltuğuma yerleştim. Karşımdaki adam pek sevimsizdi...

Firenze'ye kadar uyumamak için çabaladım. İstasyonu kaçırmaktan korkuyordum açıkçası. Sonunda Firenze Santa Maria Novella... Trenden inememe gene yardımcı oldu birileri. Prato Centrale biletimi aldım. Artık ekran okuyabiliyorum. Buldum trenimi ve gene trene binmeme ve Prato'da inmeme yardımcı oldular. Kuzeye gittikçe insanların daha cana yakın olduğunu okumuştum, doğru sanırım. Ve Prato'dayım. 251 günlük evimdeyim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar