izmir-istanbul istanbul-roma


Büyük gün. Sabahın köründe yeni bir hayat için, umutlarımı bavuluma koyup en sevdiklerimi geride bırakarak İzmir Adnan Menderes Havalimanı' na vardım. Evde defalarca, annemin Hüseyin abiden ödünç aldığı kantarla ölçtüğüm halde, gene de bagaj sınıırnı geçer mi korkusuyla, bagajalarımı teslim ettim. Çok şükür sorun çıkmadı. İlk uçağıma bindim. İstanbul'a gidiyorum. Günlerin yorgunluğu, uykusuzluğu... Heyecandan ne okuyabiliyorum ne uyuyabiliyorum. İstanbul'a çabucak vardık. Sabiha Gökçen'de 2 saaate yakın beklemem gerekiyor. Dış hatlara geçtim. Bir şeyler içtim, yedim. Biraz dolaşayım dedim. Pek mümkün olmadı. 8kglık el bagajım, kapasitesini zorlayan "EL ÇANTAM", kameram, laptopum hep beraber yürümek baya bir zor. Bu eşyalara bir de bagajım eklenince ben nasıl Roma'dan Firenze'ye gidicem diye düşünerek "keyifli keyifli" uçağıma bindim. İşte gidiyorum. Elveda Türkiye... 251 gün sonra görüşmek üzere...

Yorumlar

Popüler Yayınlar